Dahil Olan Hizmetler:
Türk Hava Yolları tarifeli seferi ile İstanbul-Leipzig-İstanbul uçak biletleri
Havalimanı vergileri ve bilet servis ücretleri
4* veya Butik otellerde toplam 3 gece kahvaltı dâhil konaklama
Otel ve şehir vergileri (turist vergileri)
Özel seyahat sağlık sigortası
Özel iptal & güvence poliçesi (Son Güne Kadar Tur İptal Hakkı)
Yurt dışı çıkış harçları
Leipzig tarihi mekanda alınacak 1 adet gurme akşam yemeği
Weimar köy mutfağından alınacak 1 adet gurme öğle yemeği
Leipzig'te Klasik Müzik Konseri Biletleri
Eisenach turu (Bach’ın Doğum Yerinde)
Weimar turu (Küçük Bach’ın Hatırları)
Arnstadt turu (Bach’ın İlk Orgları)
Köthen turu (Bach’ın Altın Yılları)
Leipzig turu (Bach’ın Vedası)
Halle turu (Frideric Handel’in İzinde)
Zschortau turu (Johann Scheibe’nin Ezgileri)
Goethe ve Schiller Müze Evi gezileri
Saksonya Gurmesi I (Leipzig’in 15.Yüzyıl Tarihli Han Restoranı):
Ekşi Kremalı Solyanka Çorbası + Kızılcıklı Kızarmış Ördek + Türingaya Yabani Dut Tatlısı
Saksonya Gurmesi II (Weimar’da Saksonya Köy Mutfağı):
Baharatlı Patates Çorbası + Ev Yapımı Tereyağlı Otlu Biftek + Fırında Elmalı Turta
Programda yer alan tüm müze giriş ücretleri
Şehirler arası transferler
Havalimanı-otel-havalimanı transferleri
Matilda Travel profesyonel Türkçe rehberlik hizmeti
Rehber masrafları (Ulaşım, konaklama, yeme-içme vs.)
Sürücü ve araç masrafları (Otoyol, park, konaklama, yeme-içme vs.)
Rehber ve sürücü bahşişleri (Gezimizde bahşiş toplanmıyor)
Dahil Olmayan Hizmetler:
Schengen vize ücreti (150 Euro)
Fazla bagaj ücreti, otel ekstraları ve kişisel harcamalar
Programda belirtilmeyen tüm gezi, yeme-içme, müze girişi ve ulaşım hizmetleri
Gezi İçeriği ve Ayrıcalıkları:
Almanya’nın Thüringen ve Saksonya bölgeleri, sadece kartpostallık kasabalarıyla değil, Avrupa müzik tarihinin en derin izleriyle de nefes alıp verir. Bu yolculukta pusulamız Johann Sebastian Bach… MATİLDA TRAVEL’IN ÖZGÜN ROTASI ve DENEYİMLERİ ile hazırlanan rotada onun ayak izlerini takip ederken, taş duvarların arasında yankılanan org sesleriyle yüzyıllar öncesine açılan kapılardan geçiyoruz. Leipzig, Eisenach, Arnstadt, Zschortau, Köthen, Halle ve Weimar, yalnızca şehir değil; yaşayan birer müzik hafızası
Bach’ın Son Durağı, Müziğin Başkenti: Leipzig
Leipzig, Bach’ın hayatının son 27 yılını geçirdiği şehir. Şehrin kalbindeki St. Thomas Kilisesi (Thomaskirche), bugün hâlâ Bach’ın bestelerinin yankılandığı kutsal bir mekân. Bach burada koro şefi olarak görev yapmış, sayısız kantat ve kilise müziği üretmiş. Kilisenin orgları, Bach döneminden bu yana farklı restorasyonlardan geçse de mekânın akustiği hâlâ insanın tüylerini diken diken ediyor. Thomaskirche’nin hemen karşısındaki Bach Müzesi, bestecinin el yazmaları, kişisel eşyaları ve dönemin müzik kültürü hakkında büyüleyici bir pencere açıyor. Akşam saatlerinde bir org ya da koro konserine denk gelmek, Leipzig deneyimini neredeyse spiritüel bir boyuta taşıyor. Bizler de elbette siz değerli gezginlerimize özel bir konser deneyimini yaşatmanın heyecanını yaşıyoruz.
Doğduğu Şehirde Müziğe İlk Nefes: Eisenach:
Bach’ın doğduğu şehir olan Eisenach, Thüringen’in masalsı kasabalarından biri. Bach Evi (Bachhaus) bugün bir müze olarak hizmet verirken, sadece biyografik bilgiler değil, dönem orglarının ve klavyeli çalgıların ses dünyasıyla da bizleri karşılıyor. Şehirdeki Georgenkirche, Bach’ın vaftiz edildiği kilise. Buradaki org, Bach’ın çocukluğunda duyduğu tınılara en yakın atmosferi sunuyor. Eisenach sokaklarında yürürken, müziğin bir meslek değil, neredeyse doğuştan gelen bir kader olduğunu hissediyoruz.
Arnstadt ve Genç Bach’ın İsyankâr Yılları:
Arnstadt, Bach’ın genç yaşta ilk ciddi görevlerinden birini aldığı yer. Neue Kirche (bugünkü adıyla Bachkirche), Bach’ın orgcu olarak çalıştığı kilise. Buradaki tarihi org, genç Bach’ın parmaklarının dokunduğu çalgının ruhunu taşıyor. Rehberimizden Bach’ın burada kilise yetkilileriyle sık sık tartıştığı, müzikte fazla “yenilikçi” bulunduğu gibi anıları dinleyecek ve genç Bach’ın isyankâr yıllarına yolculuk edeceksiniz. Bu küçük kasaba, Bach’ın yalnızca dâhi değil, aynı zamanda sınırları zorlayan genç bir sanatçı olduğunu da hatırlatacak bizlere. Kilisenin loş ışığında yankılanan org sesleri, onun erken dönem cesaretini adeta hâlâ fısıldamaya devam ediyor.
Saray Müziği ve Ruhani Derinlik: Weimar:
Weimar, Bach’ın saray müzisyeni olarak çalıştığı, olgunlaşma döneminin önemli duraklarından biri. Herderkirche (St. Peter ve Paul Kilisesi), Bach’ın org çaldığı ve pek çok önemli eserini bestelediği mekânlardan biri. Weimar’da müzik, saray hayatıyla iç içe olmuş; Bach burada hem dünyevi hem de ruhani müzik üretmiş. Kilisede yapılan org dinletileri, Bach’ın müziğinin sadece bir konser salonuna değil, doğrudan mekâna ait olduğunu hissettiriyor. Weimar sokaklarında gezinirken Goethe ve Schiller’in gölgeleri arasında Bach’ın sesini duyar gibi olacağız.

Tanrıya Adanmış Bir Sanat: Bach’ın Ayak İzlerinde Saksonya
Bu Saksonya şehirleri ve kasabaları arasında yapılan yolculuk, klasik bir şehir turundan çok daha fazlası. Her kilise, her org, bir enstrümandan öte; ahşabın içine sinmiş yüzyıllık duaları ve melodileri taşıyor. Orglar burada bir müzik aleti değil, mimarinin yaşayan bir parçası. Bu gezi, Bach’ı sadece “dinlemek” değil, onun dünyasında yürümek isteyenler için tasarlanmış bir rota. Kilise banklarında oturup orgun ilk notasını beklerken, insan bir anlığına kendi zamanından kopup Bach’ın zamanına misafir oluyor.
Bach’ın kahvesini yudumladığı mekanda hala kahve içmek mümkün mü?
Şaşırmayın ama evet. Bu tarihi mekân bir zamanlar Johann Sebastian Bach, Robert Schumann ve Goethe gibi ünlü klasik dönemin önde gelen isimlerini ağırlamış. Madem geçek bir Bach yolculuğuna çıkıyoruz o zaman Bach’ın kahvesini yudumladığı tarihi kahvehanede biz de bir kahve molası verelim.
Taş döşeli sokakların tam ortasında yükselen bu tarihi kahvehane, Avrupa’nın en eski sürekli işletilen kahvehane-restoranlarından biri olarak ziyaretçilerini zamanda büyüleyici bir yolculuğa çıkarıyor. Bu mekânda kahve ilk kez 1711’den beri servis ediliyor ve köklü geçmişiyle İstanbul’dan gelen kahve kültürünün Avrupa’daki erken izlerini taşımasıyla da özellikle bizler için farklı duygular da içeren bir deneyim.
Yapının 16. yüzyıla uzanan binası onarım ve restorasyonlarla bugüne taşınmış bir kültürel zenginlik sunuyor. Leylak renkli barok cephe ve kapı üzerindeki eşsiz kahve ağacı heykeliyle görkemli bir karşılama yapan kahvehanenin salonları ve farklı dekorlu odalar ziyaretçileri birer kahve molasının ötesinde tarihî bir deneyime de davet ediyor. Bu yönüyle tarih boyu sadece bir yeme-içme mekanı değil, aynı zamanda entelektüel ve sanatsal sohbetlerin mekânı olarak ün kazazmış. Bugün kahvemizi yudumlarken hem geçmiş dönem gezginlerinin ayak izlerini takip edebilir hem de binanın üst katlarında yer alan kahve kültürünün üç yüzyıllık tarihine dokunabilirsiniz. Evet kahvemizin her yudumunda sadece leziz aromayı değil Bach ve başka çağdaşlarının kültürel bir buluşma noktası olan mekanın tarihsel ruhunu da içimize çekeceğiz.

Tarih Sahne Alıyor: Leipzig’te Klasik Müzik Konseri
Leipzig’te bir akşam, sıradan bir şehir gezisinin aniden zamansız bir deneyime dönüşebileceğini kimse söylemez ama Gewandhaus’un veya Thomaskirche’nin önünde beklerken bunu hissetmemek imkânsız. Taş cephelerin arasından yükselen ışık, içeride yüzyıllardır süren bir geleneğin hâlâ canlı olduğunu anlatıyor bizlere. Bach’ın, Mendelssohn’un ve Schumann’ın adımları bu sokaklardan geçmişken, konser salonuna girmek bir bilet almaktan çok, tarihle aynı salonda oturmaya razı olmak gibidir. Kırmızı koltuklar, fısıltılar ve sahnede yerini alan orkestra; hepsi, Leipzig’in müziği gündelik hayatının doğal bir parçası haline getirdiğini hatırlatıyor.
Bizler de Leipzig’de klasik müzik konserine konu oluyoruz. İlk notayla birlikte salonun havası değişiyor; şehir dışarıda kalıyor, zaman yavaşlıyor. Orkestra çaldıkça mekanın kusursuz akustiği, müziği sadece duymanızı değil, adeta içimizde hissetmemizi sağlıyor. Yanınızda oturan bir Leipziglinin gözlerini kapatıp ritme eşlik etmesi, bu müziğin turistler için düzenlenmiş bir gösteri değil, yaşayan bir gelenek olduğunu da gösteriyor. Programda yer alan bir Bach yorumu ya da romantik dönemden bir senfoni, şehrin ruhuyla görünmez bir bağ kuruyor; notalar, duvarlardan sekiyormuş gibi değil, mekânın hafızasından yükseliyormuş gibi geliyor.
Konser bitip dışarı çıktığımızda Leipzig aynı Leipzig’dir ama biz MATİLDA GEZGİNLERİ artık biraz daha yavaş yürürürüz. Gece serinliğinde Augustusplatz’dan geçerken kulaklarımızda hâlâ son akorun izi vardır. Bir şehirde klasik müzik dinlemek mümkündür; Leipzig’te ise klasik müzik, şehri dinlemenin bir yoluna dönüşür. Tarih sahneden inerken, seyirci olarak siz de o hikâyenin küçük bir parçası olduğunuzu fark edersiniz.

Yolculuğun Ardından: Seyahat Sanattır
MATİLDA TRAVEL’ın özgün program ve rotasında tasarlanmış, Leipzig’ten Weimar’a uzanan bu hat, sadece Bach’ın yaşam öyküsünü değil, Avrupa’nın müzikle şekillenmiş ruhunu da anlatıyor. Düzenlediğimiz “Bach’ın Orgları” gezimiz sonrası tecrübeli gezginlerimizden birinin tarafımıza ilettiği ilginç bir anıyla bitirelim: “MATİLDA TRAVEL ile “Bach’ın Orgları” gezisinden hemen sonra iş amaçlı bir seyahatimde yine Avrupa’daydım. Boş bir zamanımda şehirde vakit geçirirken bir kilisenin içerisinde gelen org sesi işittim. Durdun ve dinledim. Saksonya’da Bach’ı hatırladım. Çünkü o ses, yalnızca bir melodi değil; aslında yüzyıllar öncesinden gelen bir hatıradır, bana sizin hatırlattığınız. Size tekrar teşekkür ediyorum”. Ne gezginlerimiz ne bizler unutmayız: SEYAHAT SANATTIR..
TÜRKİYE’DEN İLK DEFA ve SADECE MATİLDA’da Mozart’ın Prag günleri ve Mozart’ın ünlü operası Don Giovanni’yi, 1787’de Mozart'ın dünya prömiyerini bizzat yaptığı orijinal sahnede izlemenin tarifsiz keyfi.. Ünlü bestecinin ağırlandığı saraylar, köşkler ve balo salonları.. İhtişamlı yapılardan kulaklara çınlayan Mozart ezgileri.. Kral II. Rudolph’u da ağırlayan 16.yüzyıl manastır restoranda Çekya gurmesi.. Mozart’ın anılarıyla dolu mekanlar ve sanat keşifleri.. Mozart’ın Prag yolculuklarına yeniden seyahat..
TÜRKİYE’DEN İLK KEZ ve SADECE MATİLDA ile doğanın bestecisi Gustav Mahler’in izinde Avusturya ve Bavyera Alpleri.. Hohensalzburg şatosunda akşam yemekli VIP kategori klasik müzik konseri ve mum ışığı gecesi.. Akıllara durgunluk veren masal kasaba Hallstatt.. Mahler’e ilham olan St.Gilge.. Bavyera Alpleri ve pastoral Almanya: Berchtesgaden ve Obersalzberg kasabaları.. Königssee’den Obersee’ye tekne yolculuğu ve doğanın krallığı.. Yalçın tepelerin dağ köyleri ve sürü çanlarının sesleri.. Mahler’in notalı rotasına yolculuk..
TÜRKİYE’DEN İLK DEFA ve SADECE MATİLDA ile konçertonun babası kızıl rahip Vivaldi ve doğduğu şehir Venedik’te bıraktığı izler.. Noel zamanı tarihi köşkte Vivaldi konçertosu.. Barok Venedik müziğinin simgesi Aziz Maurizio Manastırı.. Venedik Noel pazarları.. Kızlar Yetimhanesi'nden Pieta’ya saklı mekanlar ve sanat müzeleri.. Venedik mutfağından seçme lezzetler.. Sakin sabahlarda gondol sefası.. Murano-Burano adaları.. Değerli hatıralarıyla Vivaldi koleksiyonu ve Noel’de sanatın mimariyle buluştuğu Venedik..