Dahil Olan Hizmetler:
Türk Hava Yolları tarifeli seferi ile İstanbul-Prag-İstanbul uçak biletleri
Havalimanı vergileri ve bilet servis ücretleri
4* merkezi otelde toplam 2 gece kahvaltı dâhil konaklama
Otel ve şehir vergileri (turist vergileri)
Özel seyahat sağlık sigortası
Özel iptal & güvence poliçesi (Son Güne Kadar Tur İptal Hakkı)
Yurt dışı çıkış harçları
Tarihi Estates Tiyatrosunda Mozart Doğum Günü Klasik Müzik Konseri biletleri
Yerel mekanda alınacak 1 adet öğle yemeği
Yerel mekanda alınacak 1 adet akşam yemeği
Mozart’ın İzinde I (Mozart’ın Prag’da Konser Verdiği Saraylar)
Mozart’ın İzinde II (Mozart’ın Prag’da Yaşadığı Köşkler)
Mozart’ın İzinde III (Mozart’ın Prag’da Ağırlandığı Mekanlar)
Mozart’ın İzinde IV (Prag Manastır Kütüphanesi Klementinum)
Mozart’ın İzinde V (Çek Müzik Müzesi)
Mozart’ın İzinde VI (Bertramka ve Mozart’ın Gizli Yaşamı)
Mozart’ın İzinde VII (Strahov Manastır Kompleksi)
Mozart’ın İzinde VIII (Kutna Hora’ya Yolculuk)
Mozart’ın İzinde IX (Sedlec İskelet Kilisesi)
Çek Gurmesi (Kral II. Rudolph’un Manastır Restoranı):
Trüf Soslu Dana Tartar Füme + Izgara Ördek Göğsü + Çikolatalı Fondü + Moravya Şarabı
Çek Gurmesi II (Folklorik Çek Gecesi - Geleneksel Çek Eğlenceleri):
Çiftçi Peynirleri Tabağı + Yabani Orman Mantarı ve Sebzeli Çek Çorbası +
Kızarmış Otlu Köy Tavuğu + Elmalı Strudel + Medovina (Bal Şarabı)
Programda belirtilen tüm müze ve ören yeri giriş ücretleri
Şehirler arası transferler
Havalimanı-otel-havalimanı transferleri
Matilda Travel profesyonel Türkçe rehberlik hizmeti
Rehber masrafları (Ulaşım, konaklama, yeme-içme vs.)
Sürücü ve araç masrafları (Otoyol, park, konaklama, yeme-içme vs.)
Rehber ve sürücü bahşişleri (Gezimizde bahşiş toplanmıyor)
Dahil Olmayan Hizmetler:
Schengen vize ücreti (150 Euro)
Fazla bagaj ücreti, otel ekstraları ve kişisel harcamalar
Programda belirtilmeyen tüm gezi, yeme-içme, müze girişi ve ulaşım hizmetleri
Gezi İçeriği ve Ayrıcalıkları:
Görkemli saray odalarından yükselen aryalar.. Geleneksel kıyafetlerle balo salonlarında danslar ve konserler.. Tarihi tiyatroları dolduran heyecan verici operalar.. Köşelere gizlenmiş kahve mekanlarından işitilen at arabalarının ritmik sesleri.. Ve Mozart'ın ünlü operası Don Giovanni'yi, 1787'de Mozart'ın dünya prömiyerini bizzat yaptığı orijinal sahnede izlemenin keyfi..
Mozart'ın Prag günlerini deneyimlemeye ve Don Giovanni'nin doğduğu şehirde Prag Mozart rotasının izini sürmeye hazır mısınız?
Mozart Prag Yolunda: Mozart’ın Prag Günleri ve Mekanları
TÜRKİYE'DEN İLK KEZ ve SADECE MATİLDA'da Mozart'ın Prag günleri başta olmak üzere ünlü bestecinin 18.yüzyıl sanat dünyasına adanmış bir zaman yolculuğuna çıkıyor, Mozart'ın Prag’a olan seyahatlerinin ilk yıllarında ağırlandığı saraylara, köşklere, çalışmalarını yürüttüğü evlere, en sevdiği yerlere ve anılarıyla dolu saklı mekanlara yolculuk ediyoruz. Uzun süredir devam eden Mozart geleneğini, Prag'ın zengin kültürel tarihi ve en ihtişamlı yapıları ile buluşturuyor, bu eşsiz deneyimi TÜRKİYE’DEN İLK DEFA Türkiye dış turizminde, Avrupa müzik ve festival seyahati tutkunlarına kazandırabilmekten mutluluk duyuyoruz.
İlkbaharda varacağımız Prag’ta sabahların, taş sokakların üstüne sinen hafif bahar kokularıyla başlar. Bu dönemde Vltava Nehri’nin kıyısında yürürken, bu kentin yüzyıllardır müziğin ve sanatın kalbinde attığını hissetmemek imkânsızdır. Prag’ın dar sokaklarında dolaşırken, bir zamanlar Wolfgang Amadeus Mozart’ın da aynı kaldırımlara basmış olabileceğini düşünmek de insanı tuhaf bir heyecana sürükler. Şehrin gotik kuleleri ve barok cepheleri, sanki Mozart’ın notaları gibi gökyüzüne yükselmektedir.
Mozart için Prag yalnızca bir durak değildi; adeta ikinci bir yuva gibiydi. 1787’de kente geldiğinde halk onu büyük bir coşkuyla karşılamış, müziği kısa sürede şehirde yankılanmıştı. Rivayete göre Praglılar, Mozart’ın melodilerini sokaklarda ıslıkla çalar, tiyatro salonlarında ise bestecinin eserlerini tekrar tekrar dinlemek isterdi. Bu sıcak ilgi, bestecinin şehre duyduğu sevgiyi daha da derinleştirmişti.

Şimdi TÜRKİYE’DEN İLK KEZ ve SADECE MATİLDA’DA uzun süren etütlerin ardından 1787’ye geri dönüyoruz. Mozart’ın Prag’a ilk geliş yıllarında şehir yalnızca konser salonlarıyla değil, onu ağırlayan görkemli saray ve köşkleriyle de besteciyi büyülemişti. Özellikle dönemin seçkin ailelerinden birine ait olan zarif bir yazlık köşk, Mozart’ın en huzurlu günlerini geçirdiği yerlerden biri olarak anlatılır. Bahçesinde uzun yürüyüşler yaptığı, bazen açık pencerelerden taşan piyano seslerinin akşam serinliğine karıştığı bu köşk, bestecinin Prag’daki yaratıcı döneminin sessiz tanıklarından biridir. Rivayete göre Mozart burada misafir edildiği günlerde yeni melodiler üzerinde çalışır, dostlarıyla müzik ve tiyatro üzerine uzun sohbetler ederdi. Şehrin eski mahallelerinde yer alan mütevazı evler ve küçük salonlar da Mozart’ın anılarıyla doludur. Prag’da kaldığı evlerden bazıları, dar sokakların arasında saklanan ve dışarıdan bakıldığında sıradan görünen yapılardı; fakat içeride geceler boyunca süren müzikli buluşmalar yaşanırdı. Mozart’ın bazen bir çalışma odasında piyano başında saatler geçirdiği, bazen de yakın dostlarıyla kentin küçük kafelerinde vakit geçirdiği anlatılır. Bu saklı mekânlar bugün bile Prag’ın taş duvarları arasında fısıltı gibi varlığını sürdürür; dikkatle dinleyenlere Mozart’ın notalarını ve o günlerin neşeli sohbetlerini hatırlatır.
Prag’ın sokakları yalnızca tarihi yapılarıyla değil, atmosferiyle de büyüleyici. Küçük kafelerde oturup bir fincan kahve içerken Mozart’ın burada yürüdüğünü, dostlarıyla sohbet ettiğini ve yeni besteler üzerine düşündüğünü hayal etmek zor değil. Şehir, geçmişle bugünü aynı anda yaşatan nadir yerlerden biri.
Akşam saatlerinde Charles Köprüsü’ne çıktığımızda da gün batımının turuncu ışığı Vltava’nın üzerinde dalga dalga yayılıyor. Sokak müzisyenlerinin keman ve akordeon sesleri köprünün taş kemerleri arasında dolaşıyor, Prag’ın müzikle olan bağını yeniden hatırlatıyor. O an, Mozart’ın ruhunun hâlâ bu şehirde dolaştığına inanmak kolaylaşıyor.
Mozart’ın izinde Prag’dan ayrılırken geriye yalnızca fotoğraflar değil, melodiler de kalıyor. Bu şehir, bizlere sadece mimari güzellikler değil, tarihle iç içe geçmiş bir müzik hikâyesi sunuyor. Mozart’ın Prag günlerini düşünerek hazırladığımız “MOZART PRAG YOLUNDA” rotasında gezmek, kenti bir seyahat rotasından çok daha fazlasına dönüştürüyor: yaşayan bir senfoniye. Unutmuyoruz: SEYAHAT SANATTIR…
Prag’da Bir Efsane Doğuyor: Mozart’ın Don Giovanni Operası
Şehrin kalbinde yer alan tarihi tiyatro binası da, Mozart’ın Prag günlerinin en canlı tanıklarından biridir. Eski ahşap koltuklar, loş ışıklar ve sahnenin üzerindeki ağır perdeler insanı iki yüzyıl öncesine götürür. Mozart'ın meşhur Don Giovanni operasının Prag'ta doğduğunu biliyor muydunuz? Evet! Bir şehir, bir Deha, bir Opera: Don Giovanni’nin Prag Gecesi TÜRKİYE'DEN İLK KEZ BU ÖZEL ROTADA SADACE MATİLDA GEZGİNLERİNİ bekliyor ama önce Prag’ın tarihi sahnesinde doğan bu operanın hikayesine yolculuk edelim.
1787 sonbaharında Mozart şehre geldiğinde Praglılar onu adeta bir kahraman gibi karşılamıştı. Vltava kıyılarındaki bu büyülü şehir, Mozart’ın müziğine gösterdiği coşkulu ilgiyle Avrupa’daki diğer kentlerden ayrılıyordu.
Mozart, operayı hazırlamak için Prag’da haftalar boyunca çalıştı. Şehrin eski mahallelerinde dolaşırken, dar sokakların ve barok binaların arasında yürüyen besteciyi hayal etmek zor değil. Rivayete göre geceleri konakladığı evde piyano başına geçer, henüz tamamlanmamış melodileri tekrar tekrar çalardı. Prag’ın sakin geceleri, bu yeni operanın ilk notalarına ev sahipliği yapıyordu.
Opera için hazırlıkların merkezi ise şehrin kalbinde yer alan tarihi tiyatroydu. Mozart burada orkestrayla provalar yapıyor, sahnedeki her ayrıntıyla bizzat ilgileniyordu. Oyuncuların hareketlerinden orkestranın temposuna kadar her şey onun dikkatli bakışları altındaydı. Praglı sanatçılar ve müzisyenler, Mozart’ın enerjisinden etkilenmiş ve ortaya çıkacak eserin büyüklüğünü o günlerden hissetmişti.
Prag’ın kahvehaneleri ve salonları da bu yaratım sürecinin sessiz tanıklarıydı. Mozart bazen dostlarıyla bir masaya oturur, yeni sahneler üzerine konuşur ve melodiler hakkında fikir alışverişi yapardı. Şehir, adeta operanın doğumuna katılan büyük bir sahneye dönüşmüştü; sokaklarda dolaşan müzik, yaklaşan prömiyerin heyecanını hissettiriyordu.
29 Ekim gecesi perde açıldığında Prag yalnızca bir opera izlemiyordu; tarihe geçecek bir sanat anına tanıklık ediyordu. Don Giovanni’nin ilk notaları salonu doldururken Mozart’ın Prag ile kurduğu özel bağ da sonsuza dek mühürlenmiş oldu.

Sıkı durun! Mozart’ın Prag’a hediyesi olan Don Giovanni’yi, MATİLDA şimdi değerli gezginlerine hediye ediyor hem de Don Giovanni operasının dünya prömiyerinin Mozart'ın bizzat yönettiği, korunmuş ve hala işlevsel olan tek mekan olarak dünya çapında ünlü Estates Tiyatrosu’nda...
Evet tarihi Estates Tiyatrosu’ndayız. Altın varaklı balkonlar, kadife koltuklar ve loş ışıkların yarattığı atmosfer, bizleri 18. yüzyılın zarif dünyasına götürür. Burası sıradan bir opera salonu değil; Mozart’ın Don Giovanni operasının ilk kez sahnelendiği, müzik tarihinin en unutulmaz gecelerinden birine ev sahipliği yapmış bir sahne. Salonda yerimizi aldığımızda, iki yüzyılı aşan bir sanat geleneğinin parçası olduğumuzu hissetmek büyüleyici bir deneyim.
Orkestra çukurundan yükselen ilk notalarla birlikte tiyatronun tarihi duvarları adeta yeniden canlanacak. Don Giovanni’nin dramatik melodileri sahneyi doldururken, Mozart’ın Prag’da yarattığı o eşsiz sanat anı bugünün izleyicileriyle yeniden buluşacak. Estates Tiyatrosu’nda bu operayı izlemek yalnızca bir performansı seyretmek değil elbet, müzik tarihinin yaşadığı bir mekânda geçmişle bugünün buluşmasına tanıklık etmek olacak.
Prag’da İmparator Sofrası: Kral II. Rudolph’un İzinde
Prag’ın tarihi sokaklarında Mozart'ın izini sürerken, siz değerli misafirlerimizi elbette yine TÜRKİYE'DEN İLK DEFA ve SADECE MATİLDA'DA yüzyılların mutfak kültürünü taşıyan gizli mekânlarla da buluşturuyoruz. Bu kez dar ve taş döşeli sokaklar arasına gizlenmiş manastır restorandayız. Burası Prag’ın Orta Çağ’dan kalan mimari dokusunu hâlâ yaşatan nadir yapılardan biri.
16. yüzyılda inşa edilen bu tarihi yapı, Rönesans ve erken Barok döneminin izlerini taşıyan kemerli tavanları, kalın taş duvarları ve fresklerle süslü salonlarıyla bizleri önce geçmişin atmosferine davet ediyor. Yüzyıllar boyunca sanatçılar, aristokratlar ve gezginler bu mekânın kapısından içeri girerek Prag’ın kültürel hayatına tanıklık etmişler. Bilinen arşivlere göre Kutsal Roma İmparatoru ve Bohemya Kralı II. Rudolph’un da ağırlandığı bu yapı, Prag’ın sanatla iç içe geçmiş tarihinin küçük ama anlamlı bir parçası.
II. Rudolph döneminde Prag, Avrupa’nın en önemli bilim ve sanat merkezlerinden biri hâline gelmiş; astronomlar, ressamlar ve düşünürler sarayın çevresinde toplanmış. Mekanın bulunduğu bölge de o yıllarda ressamların ve zanaatkârların atölyeleriyle tanınırmış. Mekanın adı olan “Ressamlar Evi” de bu sanat geleneğine gönderme yapar.
Taş kemerlerin altında yanan mumlar, duvarlardaki eski tablolar ve loş ışıklar Prag’ın yüzyıllar süren kültürel mirasını sofraya taşıyor. Gotik ve Rönesans mimarisinin zarif birleşimiyle oluşan salonlar, yalnızca bir yemek mekânı değil, adeta yaşayan bir tarih sahnesi gibi. Burada yaşayacağımız deneyim, yalnızca gurme bir deneyim değil; Prag’ın sanat, tarih ve mimariyle örülmüş geçmişine dokunma fırsatı sunuyor.

MATİLDA TRAVEL'ın özenle seçip SADECE MATİLDA GEZGİNLERİ için donatacağı kral sofrasının ilk sürprizi, mutfağın özenle hazırladığı trüf soslu dana tartar füme ile başlıyor. İnce dokulu dana eti, trüfün yoğun aromasıyla birleştiğinde damakta zarif ama güçlü bir tat bırakır. Hafif füme dokunuşu ise yemeğe derinlik katar; her lokmada şefin klasik Orta Avrupa mutfağını modern bir yorumla sunma ustalığı hissediliyor. Ana yemekte servis edilen ızgara ördek göğsü, Prag mutfağının en karakteristik tatlarından biri. Dışı nar gibi kızarmış, içi ise yumuşak kalan ördek eti, yanında sunulan sos ve garnitürlerle dengeli bir lezzet uyumu yakalıyor. Bu zengin yemeğe eşlik eden Moravya şarabı, Çekya’nın bağlarından gelen zarif aromalarıyla sofrayı tamamlıyor; her yudum, bölgenin köklü şarap geleneğini hatırlatıyor. Tatlı bölümünde ise sofraya gelen çikolatalı fondü, günün en keyifli anlarından birine dönüşüyor. Sıcak ve yoğun çikolata, taze meyvelerle buluşurken restoranın romantik atmosferi daha da belirginleşiyor.
Mekanda yaşayacağımız bu deneyim Prag’ın tarih ve gastronomiyle iç içe geçmiş karakterini keşfetmenin en zarif yollarından biri. Bir zamanlar imparatorların ve soyluların ağırlandığı bu eski manastır restoranında yemek yemek, bizler için yalnızca lezzet değil, geçmişin hikâyeleriyle dolu bir deneyim sunuyor. Prag’dan ayrılırken hatırlayacağımız sadece Mozart'in izinde yapacağımız yolculuk değil bu sofrada paylaşılan unutulmaz tatlar da oluyor.
TÜRKİYE’DEN İLK KEZ ve SADECE MATİLDA ile doğanın bestecisi Gustav Mahler’in izinde Avusturya ve Bavyera Alpleri.. Hohensalzburg şatosunda akşam yemekli VIP kategori klasik müzik konseri ve mum ışığı gecesi.. Akıllara durgunluk veren masal kasaba Hallstatt.. Mahler’e ilham olan St.Gilge.. Bavyera Alpleri ve pastoral Almanya: Berchtesgaden ve Obersalzberg kasabaları.. Königssee’den Obersee’ye tekne yolculuğu ve doğanın krallığı.. Yalçın tepelerin dağ köyleri ve sürü çanlarının sesleri.. Mahler’in notalı rotasına yolculuk..
Avrupa’nın en seçkin müzik etkinliklerinden Bonn Beethoven Festivali ve Ren Nehri Vadisi.. Küçük Ludwig’in doğup büyüdüğü mekanlar.. Efsanevi Cermen şatoları ve bembeyaz sulara yansıyan üzüm bağları yeşili.. Beethoven Evi’nde klasik müzik konseri.. Balzac’ın Kırmızı Han’ı Andernach.. Peri masallarının kalesi Eltz.. Cochem Şatosu ve dönem kostümleriyle Şövalyeler Yemeği.. Adım adım Köln.. Beethoven ezgileri ve Kraliçe Victoria’nın deyimiyle; Ren kenarı ve ıhlamur ağaçlarının gölgesinde romantizm..
TÜRKİYE’DEN İLK DEFA ve SADECE MATİLDA ile konçertonun babası kızıl rahip Vivaldi ve doğduğu şehir Venedik’te bıraktığı izler.. Noel zamanı tarihi köşkte Vivaldi konçertosu.. Barok Venedik müziğinin simgesi Aziz Maurizio Manastırı.. Venedik Noel pazarları.. Kızlar Yetimhanesi'nden Pieta’ya saklı mekanlar ve sanat müzeleri.. Venedik mutfağından seçme lezzetler.. Sakin sabahlarda gondol sefası.. Murano-Burano adaları.. Değerli hatıralarıyla Vivaldi koleksiyonu ve Noel’de sanatın mimariyle buluştuğu Venedik..