Dahil Olan Hizmetler:
Türk Hava Yolları tarifeli seferi ile İstanbul-Tunus-İstanbul uçak biletleri
Havalimanı vergileri ve bilet servis ücretleri
Lüks Kasbah ve 5* otelde 4 gece kahvaltı dahil konaklama
Özel seyahat sağlık sigortası
Özel iptal & güvence poliçesi (Son Güne Kadar Tur İptal Hakkı)
Yurt dışı çıkış harçları
Yerel restoranda alınacak 1 adet gurme öğle yemeği (Berberi Mutfağı)
Yerel restoranda alınacak 1 adet gala akşam yemeği (Akdeniz Mutfağı)
Otel ve şehir vergileri (turist vergileri)
Mavi Beyaz Tunus I (Çöl Altında Matmata)
Mavi Beyaz Tunus II (Tatavin ve Berberi Sarayları)
Mavi Beyaz Tunus III (Afrika’da ki Roma El Jem)
Mavi Beyaz Tunus IV (Sahra’ya Açılan Kapı Douz Çölü)
Mavi Beyaz Tunus V (Seyyahlardan Alimlere Kayravan)
Mavi Beyaz Tunus VI (Dağ Vahaları ve Berberiler ile Buluşma)
Mavi Beyaz Tunus VII (Hannibal’ın İzinde Kartaca Harabeleri)
Mavi Beyaz Tunus VIII (Pitoresk Sidi Bou Said)
Mavi Beyaz Tunus IX (Ağlebiler Mirası Sousse)
Mavi Beyaz Tunus X (Ksar Hadada ve Star Wars Film Mekanları)
Mavi Beyaz Tunus XI (Başkent Tunus)
Tunus Gurmesi I (Susa’da Berberi Mutfağı / Öğle Yemeği):
Ummak Huriyya Salatası + Berberi Dana Güveç + Kızarmış Armut Tatlısı
Tunus Gurmesi II (Susa’da Akdeniz Mutfağı / Gala Akşam Yemeği):
Kuskus + Izgara Deniz Levreği + Krem Brule
Program rotası boyunca ziyaret edilecek tüm müze ve antik kent giriş ücretleri
Şehirler arası transferler
Havalimanı-otel-havalimanı transferleri
Matilda Travel profesyonel Türkçe rehberlik hizmeti
Yerel rehberlik hizmeti
Rehber, sürücü ve araç masrafları (Otoyol, park, ulaşım, konaklama, yemek vs.)
Rehber ve sürücü bahşişleri (Gezimizde bahşiş toplanmıyor)
Dahil Olmayan Hizmetler:
Fazla bagaj ücreti, otel ekstraları ve kişisel harcamalar
Programda belirtilmeyen tüm gezi, yeme-içme, müze girişi ve ulaşım hizmetleri
MATİLDA ile Keşfet:

Gezi İçeriği ve Ayrıcalıkları:
Fenikeliler'den Antik Roma'ya pek çok medeniyetin ayak izleriyle dolu Tunus'a davetliyiz. Beyaz mağribi mimarinin mavi Akdeniz sularına karıştığı Tunus'ta Kuzey Afrika'nın diğer yüzünü keşfediyoruz.
Rüzgârın Çizdiği Haritalar: Berberilerin İzinde Dağ Vahaları
TÜRKİYE'DEN İLK KEZ ve SADECE MATİLDA'nın özgün rotasında Berberilerin gerçek yaşam izlerini süreceğimiz Dağ Vahaları rotası ya da deyim yerindeyse rüzgarın çizdiği bu haritalar, pusuladan çok sezgiyle ilerlenen bir coğrafyada başlıyor. Sahra’nın dalga dalga uzanan kumları her gece yeniden şekillenirken, gün doğumunda beliren izler sanki yüzyıllardır bu toprakları adımlayan Berberilerin ayak seslerini fısıldıyor. Douz’dan Ksar Ghilane’e uzanan çöl yollarında deve kervanlarının ritmi zamana tempo tutuyor; kum tepelerinin arasında ilerlerken sessizlik, insanın iç sesini yükselten bir yankıya dönüşüyor.
Matmata’nın yeraltına oyulmuş evlerinde serinlik, Chenini ve Douiret’in kayalara tutunmuş köylerinde ise rüzgârla yoğrulmuş bir direniş hissi var. Taş, toprak ve gölgenin diliyle kurulan bu yaşam, coğrafyanın insanı nasıl biçimlendirdiğini gözler önüne seriyor. Dar patikalardan geçerken, bir kapı aralığından sızan ekmek kokusu ya da uzaktan gelen bir selam, Berberi misafirperverliğinin sessiz ama derin izlerini bırakıyor.
Tamerza, Chebika ve Mides gibi dağ vahalarında kayaların arasından fışkıran sular, çölün ortasında beklenmedik bir merhamet gibi avuçlara doluyor; palmiye gölgelerinde verilen kısa molalar, uzun yolculukların en kıymetli anına dönüşüyor. Bu rota bir “gezilecek yerler” listesinden çok, rüzgârın her gün yeniden çizdiği görünmez haritaları takip etme cesareti. Tunus’un çölleri ve dağ vahaları, yolunu kaybedenlere bile kendini bulduracak kadar cömert. MATİLDA gezginleri olarak bizler de bu cömertliği karşılıksız bırakmıyoruz elbet.
Sokak Kapısından Saraya: Tunus’ta Riad’da Uyanmak
Medina’nın dar sokaklarında kaybolmuşken, sıradan bir ahşap kapının önünde duruyorsunuz; dışarıdan bakınca hiçbir ipucu vermiyor. Kapı gıcırdayarak açıldığında ise başka bir dünyaya düşüyorsunuz: serin bir avlu, ortasında mermer bir havuz, duvarlarda mavi-beyaz çiniler ve yasemin kokusu… Tunus’ta bir riad’da uyanmak tam olarak böyle bir sürpriz. Sabahın ilk ışıkları avluya süzülürken, şehir henüz uykudayken siz kuş sesleri ve taze nane çayının buğusuyla güne başlıyorsunuz. Bir anda, az önce karmaşık sokaklarında yürüdüğünüz medina ile bu sakin iç dünya arasındaki tezat insanın başını döndürüyor.
Riad’da uyanmak sadece “şık bir konaklama” değil; Tunus’un ruhuna bir adım daha yaklaşmak demek. Terasta kahvaltını yaparken dar sokaklarda yankılanan adımlar şehri yavaşça nefese getirir. Bakır tepsilerin tınısına karışan nane çayı buharı, sabahı gizli bir ayine dönüştürür. Çarşıdan yükselen baharat kokuları ve aşağıda usulca uyanan hayat, bize bu şehrin ritmini fısıldıyor. Otel lobilerindeki anonim kalabalığın aksine, burada ev sahibiyle iki kelime sohbet ediyoruz, avludaki kedinin tembelce gerinmesine tanık oluyor ve kendimizi bir turistten çok, bu eski evin misafiri gibi hissediyorsuz. Sokak kapısından girip saray gibi bir avluda uyanmak… Tunus’ta seyahatin en unutulmaz anı bazen tam da bu küçük mucize oluyor. Tabi ki Mavi Beyaz Tunus gezimize çıkmış SADECE MATİLDA gezginleri için..
Çöl Altında Matmata
Tunus’un güneyinde, çölün altına oyulmuş evleriyle Matmata, insanın doğayla kurduğu en zekice ittifaklardan birini anlatıyor. Yüzeyde kavurucu güneş varken, aşağıda serin avlulara açılan yuvarlak odalar saklanır; rüzgârın ve kumun ulaşamadığı bu yeraltı dünyasında zaman ağırlaşır, sesler yumuşar. Kapıdan girince bir film setine düşmüş gibi hissediyoruz nitekim Matmata’nın bu başka gezegeni andıran mimarisi Star Wars evrenine de ilham olmuş. Bir fincan çayın buharı, toprak duvarların serinliğiyle buluşurken, çölün altında kurulan bu sessiz hayatın inceliğine hayran kalıyoruz.
Çölün Ortasında Saraylar: Berberi Mimarisiyle Tanışma
Sahra çölünün suskunluğuna meydan okur gibi yükselen Tatavin çevresindeki Berberi sarayları (ksour), kumun ortasında kurulmuş taş hafızalar gibidir: kerpiçten örülü kat kat odalar, savunma amaçlı dar geçitler ve göğe uzanan teraslar… Yüzyıllar boyunca göçebe Berberilerin tahılını, hikâyesini ve kimliğini saklayan bu yapılar, gün batımında kızıl bir kaleye dönüşür; rüzgâr duvar aralarında eski pazarların uğultusunu fısıldar. Ksar Ouled Soltane ve Ksar Hadada gibi örneklerde dolaşırken, “çölün ortasında saray” benzetmesinin aslında bir romantizm değil, zamana direnen bir mimari gerçek olduğunu anlıyoruz.
Afrika’da ki Roma El Jem
Tunus’un kalbinde yükselen El Djem Amfitiyatrosu, Afrika’nın Roma döneminden kalan en görkemli sahnelerinden biri; güneş taş kemerlerin arasından süzülürken, binlerce yıllık tezahüratların yankısı hâlâ duvarlarda dolaşıyor sanki. Çöle çalan rüzgârın taşıdığı sıcaklık, arenanın kumlarına düşen ışıkla birleşince zaman bükülüyor; bir anlığına kendimizi gladyatörlerin gölgesinde, imparatorluğun sınırında duran bir şehirde buluyoruz. Bugün sessiz, ama bu sessizlik bile gürültülü bir geçmişi anlatıyor. El Djem, Afrika’da tarihin en teatral duraklarından biri. Bizler de bu durakta tarihi içimize çekmeyi unutmuyoruz.
Seyyahlardan Alimlere Kayravan:
Seyyahlardan alimlere uzanan yol üzerinde Kayravan, yalnızca bir durak değil; yüzyılların birbirine selam verdiği bir eşik gibi aynı zamanda. Sahra’nın kapısında kurulan bu kadim şehir, bir zamanlar kervanların tozunu, ilmin nurunu aynı avluda ağırlamış. Ulu Camii’nin gölgesinde gezginler dinlenirken, medreselerde kelimeler dünyayı dolaşmış. Bugün Kayravan’da yürürken her taş, bir yol hikâyesi fısıldıyor. Uzak diyarlardan gelen ayak izleriyle, bilginlerin suskun sabrını aynı zeminde buluşturan bu şehir yolun yorduğunu ilmin iyileştirdiği nadir duraklardan biri.
Hannibal’ın İzinde Kartaca Harabeleri:
Hannibal’ın izinde Kartaca harabelerinde yürüyoruz yani Akdeniz’e bakan bir sahnede tarihle göz göze geliyoruz. Bir zamanlar Roma’ya meydan okuyan Kartaca’nın taşları, bugün tuzlu rüzgârla dans ediyor. Sütunlar arasından sızan ışık, amfitiyatronun gölgelerine düşerken, denizin mavisi geçmişin ihtişamını çerçeveliyor. Her adımda savaşların uğultusu değil, direnen bir uygarlığın kalp atışı duyuluyor. Bizle için Kartaca, harabe olmayı kabullenmeyen bir hatıra gibi, Tunus güneşinde hâlâ dimdik ve büyüleyici.
Ağlebiler Mirası Sousse:
Ağlebiler, 9. yüzyılda Kuzey Afrika’da (bugünkü Tunus merkezli) hüküm süren yarı bağımsız bir İslam hanedanıydı. Başkentleri Kayrevan’dı; camiler, ribatlar ve sulama yapılarıyla bölgenin mimarisini şekillendirdiler. Akdeniz’e açılarak Sicilya’ya seferler düzenlediler ve ticaret–savunma ağını güçlendirdiler. Bugün Sousse’ta çarpıcı bir şekilde hissedilen Ağlebiler'in mirası, Akdeniz’in tuzlu rüzgârına karışan taş bir hafıza gibi yükseliyor. Ribat’ın sert silueti ve Büyük Cami’nin sade ihtişamı, 9. yüzyılın sınır kenti ruhunu bugün hâlâ diri tutuyor. Medina’nın labirent sokaklarında yürürken her kemer altı bir gölge, her taş bir nöbetçi fısıltısı. Minarelerden süzülen ışıklar, kadim surların gölgesine düşmeye devam ediyor. Sousse, sadece görülen bir şehir değil, geçmişin ritmini duyduğumuz bir coğrafya: denizle savunmanın, dua ile ticaretin aynı avluda buluştuğu, zamanın tuzla korunmuş bir kıyısı.
Ksar Hadada ve Star Wars Film Mekanları:
Çöl rüzgârlarının şekillendirdiği Ksar Hadada, Star Wars evreninin Tatooine’ine dönüşmüş gerçek bir masal seti. Kerpiçten yapılmış kubbeli odalar ve labirentimsi geçitler arasında yürürken bir an Luke Skywalker’ın gölgene karışacağımızı sanıyoruz. Bir zamanlar Berberi topluluklarının tahıl ambarı olan bu ksar, bugün hem tarih hem sinema tutkunlarını aynı karede buluşturuyor: kameralar gitmiş olsa da duvarlarda hâlâ bir sahnenin yankısı var; gün batımında taşların rengi değişirken, çölün sessizliği galaksiler arası bir yolculuğa çıkmışız hissi veriyor.
Akdeniz Mutfağının Berberi Sofraları ile Kesiştiği Gurme Deneyimler:
Yine TÜRKİYE'DEN İLK KEZ SADECE MATİLDA'DA Akdeniz mutfağının Berberi mutfağıyla karıştığı sıra dışı bir gurme deneyimi Tunus'ta bizleri bekliyor. Geçmişten bugüne Romalılar, Araplar, Osmanlı, İtalyanlar ve Fransızlar tarafından yönetilmiş ülkede bu pek çok medeniyetin mirası yemekler tarih süzgecinden geçerek geleneksel usüllerle Tunus sofralarını süslüyor. Bize de bu leziz mutfağın tadını çıkarmak kalıyor..
Başkent Tunus, kutsal şehir Kayravan, çöl ortasında ki Roma: El Jem, Akdeniz'in Afrikalı incisi Sousse, Hannibal'ın izinde Kartaca, mavi beyaz cennet Sidi Bou Said Tunus yolculuğumuzda bizleri bekliyor.
Mısırlı sanat tarihçisi ile dünyanın en eski ve en görkemli uygarlığının izleri.. TÜRKİYE’DEN İLK KEZ ve SADECE MATİLDA'DA Kahire tekkelerinde bir gece: Mısır dervişlerinin izinde El Moez ve Fatımi gölgesinde Sufiliğin doğuşu.. Giza piramitleri ve firavunlar.. Kütüphaneler ve Fenerler: İskenderiye.. Nil’de dört gece.. Nübyeliler, Kıptiler ve çölün ilahi nefesi.. At arabalarıyla Horus Tapınağı.. Memfis ve ilk piramit Sakkara.. Luxor’dan Edfu’ya Krallar Vadisi.. Nübye’de çalgı çengi.. Tarihin içinde akıp gitmek..
Marakeş’in otantik riad evlerinde konaklama.. Oryantal bir atmosferde romantizm ve tarihi bir estetik.. Fas gurmesi: Harira, Tajin, Chermoula balık ve Argan yağlı Amlou.. Marakeş’te yılan oynatıcıları ve falcılar.. Dar ve gizemli sokaklar.. Yer mavi gök mavi Şafşavan.. Tamri’nin ağaç tırmanan keçileri.. Tarihi Fes tabakhaneleri.. Afrika’da Akdeniz esintisi Suvayr.. Deve sırtında Ait Ben Haddou ve berberiler.. Kazablanka ve sinematik Rick’s Cafe.. Ouarzazate’nin kervan yolları.. Sahra’da esirgeyen gökyüzü..
TÜRKİYE’DEN İLK DEFA ve SADECE MATİLDA’DA tur operatörlerinin nadiren düzenlediği ve Dünya’da çok ender gerçekleştirilen Cezayir Sahrasına nefes kesen bir serüven.. Dünya’nın en büyük çölü Büyük Sahra’nın derinliklerine deve üstünde gerçek bir kervan yolculuğu.. Çölün mavi insanları Tuaregler ile yer ve yön kavramlarının kaybolduğu uçsuz bucaksız boşlukta seyahat.. Derin bir sessizlik, yıldızlar altında çöl çadırları ve Albert Camus’un Cezayir’i.. Büyük Sahra’yı görmek değil onu yaşamak..