Dahil Olan Hizmetler:
Türk Hava Yolları tarifeli seferi ile İstanbul-Bükreş-İstanbul uçak biletleri
Havalimanı vergileri ve bilet servis ücretleri
Avcı Prens Şatosu ve 4* otelde toplam 3 gece kahvaltı dâhil konaklama
Otel ve şehir vergileri (turist vergileri)
Özel seyahat sağlık sigortası
Özel iptal & güvence poliçesi (Son Güne Kadar Tur İptal Hakkı)
Yurt dışı çıkış harçları
Yerel mekanda alınacak 1 adet öğle yemeği
Yerel mekanda alınacak 1 adet akşam yemeği
Transilvanya I (Karpat Dağlarının Rönesans Mabedi Peleş)
Transilvanya II (Drakula’nın İzinde Bran Şatosu)
Transilvanya III (Cermenler’den Transilvanya Saksonları’na Braşov)
Transilvanya IV (İlk Daçya Şehri Turda ve Efsanevi Turda Tuz Madenleri)
Transilvanya V (Fagaraş ve Antik Transilvanya)
Transilvanya VI (Sighişoara ve Orta Çağ Transilvanya’sı)
Transilvanya VII (Estetik Transilvanya’lı Sibiu)
Transilvanya VIII (Bükreş ve Çavuşesku’nun Romanya’sı)
Transilvanya Gurmesi I (Drakula’nın Sofrası / Kont Vlad Yemeği):
Geleneksel Transilvanya fasülye çorbası + Orta Çağ usulü kaburga et + Orman meyveli kek
Transilvanya Gurmesi II (Sibiu’da Transilvanya Köy Mutfağı):
Tatlı patates çorbası + Anason kremalı somon fileto + Böğürtlen ve çikolatalı turta
Programda belirtilen tüm müze ve ören yeri giriş ücretleri
Tüm şehirler arası transferler
Havalimanı-otel-havalimanı transferleri
Matilda Travel profesyonel Türkçe rehberlik hizmeti
Yerel rehberlik hizmeti
Rehber, sürücü ve araç masrafları (Otoyol, park, ulaşım, konaklama, yemek vs.)
Rehber ve sürücü bahşişleri (Gezimizde bahşiş toplanmıyor)
Dahil Olmayan Hizmetler:
Schengen vize ücreti (150 Euro)
Fazla bagaj ücreti, otel ekstraları ve kişisel harcamalar
Programda belirtilmeyen tüm gezi, yeme-içme, müze girişi ve ulaşım hizmetleri
Gezi İçeriği ve Ayrıcalıkları:
Romanya'nın batı ve orta bölümlerine, eski adıyla Erdel ya da tarihi ismiyle Transilvanya'ya uzanıyoruz. Efsanelerin dile geldiği topraklara.. Dünyanın en meşhur vampir öyküsü Dracula ve Kazıklı Voyvoda'nın memleketine yol alıyoruz. Karpatlar Dağları'nın sisli tepeliklerinde yükselen Bran Şatosu'nda bu efsanenin izini sürerken, Peleş Sarayı'nı hayranlıkla geziyor ve Fagaraş Kalesi'nde adeta bir masal yolculuğuna çıkıyoruz. Yemyeşil bir tabiat, hala doğallığını koruyan köy ve kasabalar mistik serüvenimize eşlik ederken batıl inançları ve farklı yaşam tarzlarıyla Rumen kültürü de bu maceraya ayrı bir renk katıyor. Transilvanya'nın UNESCO mirası Sibiu ve Sighisoara gibi özgün Orta Çağ yerleşkelerinden başkent Bükreş'i keşfedeceğimiz yolculukta renkli Rumen atmosferinin keyfini sürüyoruz.
Drakula nerede doğdu? (Kont Vlad’ın Toprakları)
Karpatların sisleri arasından yükselen sivri kuleleriyle Transilvanya, daha ilk bakışta masal ile kâbusun el sıkıştığı bir coğrafya. Ormanların derin yeşili, sabahları vadilere çöken süt beyazı pusla birleşince insanın içini tatlı bir ürperti kaplıyor. Brașov’un taş sokaklarında yürürken Orta Çağ’ın ayak seslerini duyduğumuzu sanıyoruz; bir köşeden fırından yeni çıkmış çörek kokusu gelirken, diğer köşede kilise çanları zamanı yavaşlatıyor. Burası öylesine bir yer değil, bir ruh hâli: sakin, gizemli ve hafifçe karanlık.
Bu karanlığın en meşhur yüzü elbette Kont Vlad. Efsanelerdeki vampir imgesiyle gerçek hayattaki Eflak prensi Vlad Țepeș’in (Kazıklı Voyvoda) sert mirası Transilvanya’nın üzerine ince bir gölge gibi düşüyor. Bran Kalesi’nin duvarları arasında dolaşırken, taşlara sinmiş hikâyeleri hayal etmek zor değil: ihanetler, kuşatmalar, kanlı hesaplaşmalar… Ama tam da bu yüzden büyüleyici; tarih burada steril değil, çarpıcı ve canlı. Kont Vlad’ın efsanesi, bölgeyi turistik bir masal diyarına dönüştürürken, ardında gerçek bir Orta Çağ dramı bırakıyor.
Transilvanya’ya yolculuk, gotik bir film setinde geziyor gibi hissettirse de gündelik hayat şaşırtıcı derecede sıcak. Dağ köylerinde ev yapımı peynirler, dumanı üstünde mısır ekmeği ve güler yüzlü insanlar bizi karşılıyor. Gün batımında Karpatlar’ın silueti mora çalarken, bir yandan kalenin gölgesinde ürperiyor, bir yandan ateş başında ve hatta elbette yine TÜRKİYE’DEN İLK KEZ ve SADECE MATİLDA ile yaşanacak bir gurme deneyimle Kont Vlad’ın sofrasında şarap yudumluyoruz. Korku ile huzurun bu tuhaf dengesi, Transilvanya’yı “gidip görülecek” bir yerden öteye taşıyor: insanın içinde iz bırakan bir deneyime dönüştürüyor.
İlk Daçya Şehri Turda ve Avcı Prens Şatosunda Konaklama:
Transilvanya’nın kapısından içeri gireri girmez, Turda bizi zamanın kıyısına çağırıyor. “İlk Daçya şehri” olarak anılan bu kadim yerleşim, Roma öncesi Daçya uygarlığının izlerini taşırken, dar sokaklarında dolaşan gezgine binlerce yıllık bir hikâye anlatıyor. Kayalara oyulmuş meşhur Turda Tuz Madeni’nin serin koridorlarında yankılanan ayak sesleri, tarihle aramızdaki mesafeyi bir anda sıfırlıyor. Burada geçmiş, vitrin arkasında değil; nefes alıp veren bir atmosfer gibi etrafımızı sarıyor.
Turda’dan sonra yol bizi Transilvanya’nın gotik masal dünyasına taşıyor. Dağların eteklerine gizlenmiş Avcı Prens Şatosu, daha kapısından girerken bir film sahnesinin içine düştüğümüz hissini veriyor. Sivri kuleler, taş duvarlar ve loş ışıklarla bezeli salonlar; dışarıdaki sisle birleşince gerçek ile kurgu arasındaki çizgi iyice silikleşiyor. Kalenin avlusu gün batımında altın rengine bürünürken, insan kendini Orta Çağ’dan kalma bir efsanenin misafiri gibi hissediyor.
Geceyi ise adını ürpertici efsanelerden alan bu mekanda geçirmek, bu yolculuğun en unutulmaz anı oluyor. Uzun koridorlarda yankılanan adımlar, ağır perdelerin arasından süzülen ay ışığı ve odaların gotik detayları, konaklamayı sıradan bir otel deneyiminden çıkarıp tematik bir serüvene dönüştürüyor. Ama işin güzel tarafı şu: ürpertici atmosferin ardında sıcak bir misafirperverlik var. Korku teması, yerini ince bir mizaha ve keyifli bir oyuna bırakıyor. TÜRKİYE'DEN İLK KEZ ve SADECE MATİLDA gezginlerinin sahip olacağı bu rota ve bu deneyim Transilvanya’yı yalnızca gezilecek bir coğrafya değil, “yaşanacak” bir hikâye hâline getiriyor. Turda’nın kadim taşlarından şatonun gotik gecelerine uzanan bu yolculuk; siz değerli gezginlerimizi hem tarihle hem de efsanelerle yüz yüze getiriyor. Buradan dönerken bavulunuzda magnetler değil, zihninizde sahneler, kulaklarınızda fısıltılar, içinizdeyse tatlı bir ürperti taşıyorsunuz.
TÜRKİYE’DEN İLK DEFA ve SADECE MATİLDA’DA Karpatlar ve Karpatlar'ın efsane kalesi Halič şatosunda konaklama.. Bugüne kadar görülmemiş bir Orta Avrupa deneyimi.. Cicmany ve ak sembollü kütük evler.. Küllerinden doğan Banska Stiavnica.. Doğu Slovakya vadileri ve efsanevi Spis Kalesi.. Ruhlar Şatosu Bojnice.. Orta Avrupa köy üslubunun en karakteristik örneği Vlkolinec.. Bratislava ve zamanda yolculuk.. Slovak gurmesi.. Budapeşte ve Viyana.. Baştan başa Slovakya ve başka bir Orta Avrupa..
TÜRKİYE’DEN İLK DEFA ve SADECE MATİLDA’DA Dalmaçya koylarında deniz, tarih ve yemek.. Ünlü gurme Anthony Bourdain’in izinde Hırvat lezzetleri.. Odun ateşinde istiridye, trüf mantarı ve şarap.. Brac Adası ve tüm gün efsane plaj Zlatni Rat.. Avrupa’nın en büyük ve en iyi korunmuş kale şehri Dubrovnik.. Dantel gibi süslü vadilerde kıvrılarak giden orman yolları.. Marco Polo ve Venedik Dükalığı’nın izleri.. Mermer sokaklar, yamaç evler ve Barok mimari.. Geçişten günümüze olduğu gibi taşınmış bir Akdeniz mozaiği..
Zeus, Hera, Afrodit ve Olimpos tahtının nice efsane tanrı ve tanrıçası.. Kutsal tapınaklar, kahinler, krallar ve kahramanlar.. Mitlerin mimariye dönüştüğü antik Yunan’ın öyküsü.. TÜRKİYE’DEN İLK DEFA yüz yirmi beş yıllık tarihi mekanda SADECE MATİLDA gezginlerine özel yemekli mitolojik arp dinletisi.. Mora Yarımadası ve Parnassos Dağı etekleri.. Livadya ve mitolojik çavlanlar.. Herkül’ün izinde Nemea.. Tekne ile Yunan Adaları ve Akdeniz güneşinde deniz keyfi.. Atina’dan Mora'ya Mitolojik Yunanistan..