Dahil Olan Hizmetler:
Türk Hava Yolları ile İstanbul-Moskova / St. Petersburg-İstanbul uçak biletleri
Havalimanı vergileri ve bilet servis ücretleri
5* Moskova otelinde 1 gece kahvaltı dahil konaklama
5* Volga nehir gemisinde 8 gece kahvaltı dahil konaklama
Otel ve gemi vergileri (şehir/turist vergileri)
Yurt dışı çıkış harçları
Program boyu alınacak tüm öğle yemekleri
Program boyu alınacak tüm akşam yemekleri
Gemide valiz taşıma hizmetleri
Gemide “Hoş Geldiniz Kokteyli”
Gemide “Kaptanın Gala Gecesi”
Gemide çay ve kahve servisi
Gemideki tüm etkinlikler (Konserler, gösteriler ve Rus kültür seminerleri)
Volga Volga I (Korkunç İva’nın İzinde Ugliç)
Volga Volga II (Kuzeydeki Teb Goritsi)
Volga Volga III (Münzeviler Kasabası Kirillov)
Volga Volga IV (Kiji Adası ve UNESCO Mirası Rus Ahşap Şaheserleri)
Volga Volga V (Onega Gölü Kıyılarında)
Volga Volga VI (Mandrogi ve Svir Ormanları)
Volga Volga VII (UNESCO Mirası Kolomenskoye’de Rus Tarihi ve Mimarisi)
Volga Volga VIII (Valaam Takımadaları)
Volga Volga IX (Ortodoks Hacılar Adası Konevets)
Volga Volga X (Moskova ve Kızıl Meydan)
Volga Volga XI (Nazım Hikmet’in Moskova’sı)
Volga Volga XII (Arbat ve Moskova’da Sanat)
Volga Volga XIII (Adım Adım Kremlin)
Volga Volga XIV (St. Petersburg ve Efsanevi Müze Ermitaj)
Volga Volga XV (Puşkin Kasabası)
Programda belirtilen tüm müze giriş ücretleri
Şehirler arası transferler
Havalimanı-otel-havalimanı transferleri
Matilda Travel profesyonel Türkçe rehberlik hizmeti
Rehber, sürücü ve araç masrafları (Otoyol, park, ulaşım, konaklama, yemek vs.) Rehber ve sürücü bahşişleri (Gezimizde bahşiş toplanmıyor)
Dahil Olmayan Hizmetler:
Rusya vize ücreti (80 Euro - Online Kolay Vize)
Gemi personeli hizmet bedeli (70 Euro - Gemide Nakit Ödenmektedir)
Fazla bagaj ücreti, otel ekstraları ve kişisel harcamalar
Programda belirtilmeyen tüm gezi, yeme-içme, müze girişi ve ulaşım hizmetleri
MATİLDA ile Keşfet:

Gezi İçeriği ve Ayrıcalıkları:
"Her ülkenin ulusal nehri vardır ve Rusya'nın Volga'sı! O ki Avrupa'nın en uzun nehri ve nehirlerin kraliçesi ve ben majesteleri Volga Nehri'ne boyun eğen bir çok kişiden biriyim.."
Ünlü Fransız yazar ve gezgin Alexandre Dumas, Volga'yı böyle kaleme almıştı. Nasıl ki Volga'yı duyduğunda tıp kı nehrin coşkun suları gibi heyecanlanmayan bir Rus yoksa hiçbir gezgin de o zarif gemileri ve süzülerek onlara eşlik eden fildişi martılarını hayal etmeden edemez. Bizler de bu hayali siz değerli gezginlerimizle gerçek bir keşif seferine dönüştürmek üzere 5* nehir gemisinde yerimizi alıyor ve Rusya tarihçisi uzman rehberimiz ile Rus nehir kayıkçılarının ezgilerine kulak veriyoruz: Volga Volga!

Korkunç İvan'ın İzinde Ugliç:
Gemimize kokteyller eşliğinde karşılanarak yerleşiyoruz. Bizler içeceklerimizi yudumlarken gemi ekibi ve özel Rusya tarihçisi rehberimiz Volga ve Rusya’nın diğer nehir ve gölleriyle birlikte yolculuğumuz boyunca uğranılacak limanlar, kat edilecek su yolları ve aşılacak seviye havuzları hakkında brifing veriyor. Ardından demir alıyor ve Volga'nın kıvrımlı sularına karışıyoruz. Nihayet günümüze Volga Nehri üzerinde seyir halinde olan gemimizde uyanarak başlıyoruz. Rotamız "Volga'nın Altın Yüzüğü" Ugliç.
Ugliç, Volga yolculuğunun en dokunaklı duraklarından biri. Küçük boyutuna rağmen tarihi ağırlığı çok güçlü. Kiliseleri, nehir kıyısına bakan kremlin alanı ve geçmişteki hanedan mücadelelerine dair izleriyle dikkat çekiyor. Korkunç Ivan’ın oğlu Dimitri’nin 9 yaşında iken öldüğü yerde yapılmış olan Dimitri Kan Kilisesi bunlardan en dokunaklısı elbette.
Dimitri Kan Kilisesi, Rusya’nın Volga kıyısındaki Ugliç kentinde yer alan ve Rus tarihinin en tartışmalı olaylarından birine adanmış sembolik bir anıt-kilise. Kilise, Dmitri Ivanovich’in 1591 yılında burada henüz 8–9 yaşındayken esrarengiz şekilde ölmesinin ardından, onun anısına inşa edilmiş. Dmitri, IV. İvan ya da yaygın adıyla Korkunç İvan’ın en küçük oğluydu ve ölümü, Rus tahtının geleceğini etkileyen derin bir siyasi krizin başlangıcı sayılır.
Kilise, Dmitri’nin öldüğü yer olarak kabul edilen noktaya 17. yüzyılın sonunda (1690’lar) inşa edildi. Yapı, kırmızı tuğla duvarları, mavi soğan kubbeleri ve beyaz taş süslemeleriyle Rus mimarisinin geç dönem geleneksel tarzını yansıtıyor. Volga Nehri kıyısında konumlanan kilise, hem görsel açıdan dikkat çekici hem de tarihî bir ağırlığa sahip. Ugliç’in en çok ziyaret edilen simgelerinden biri. Kilise, yalnızca bir anıt yapı değil, aynı zamanda bir müze işlevi görüyor. İç mekânda Dmitri’nin yaşamı, ölümü ve dönemin siyasi atmosferine ilişkin ikonlar, freskler ve belgeler sergileniyor. Duvar resimlerinde Dmitri’nin son anları ve halkın onu azizleştiren anlatıları betimleniyor. Bu tasvirler, Rus Ortodoks geleneğinde çocuk aziz figürünün nasıl şekillendiğini de gösteriyor ve elbette SADECE SEÇKİN MATİLDA GEZGİNLER İÇİN RUSYA TARİHÇİSİ REHBERİMİZİN anlatısıyla adeta bir fotoroman kimliğinde bürünüyor.
Ugliç’te dolaşırken kubbelerin renkleri, eski surların dokusu ve meydan çevresindeki ahşap evlerin ritmi, bir dönem kasabasının karakterini canlı tutuyor. Akademik bir gözle bakıldığında Ugliç, taşra Rusyası’nın yerel mimari kalıpları ile merkezi otoritenin simgesel mimarisi arasındaki ilişkiyi okumak için verimli bir örnek.

Kiji Adası ve UNESCO Mirası Rus Ahşap Şaheserleri:
Gemimiz bir doğa harikası olan Onega Gölü’ne giriş yaparken bizler Avrupa’nın en büyük ikinci gölü Onega’nın eşsiz güzelliğini seyrederek sabah kahvaltımızı alıyoruz. Ardından Kiji Adası’na varıyor ve 60. paralelin üstünde yer alan UNESCO mirası adayı yürüyerek keşfe çıkıyoruz. İlk olarak 22 kubbesiyle bir peri masalı görüntüsünde olan ve hiç çivi kullanılmadan ahşaptan yapılan ünlü Tecelli Kilisesi’ni ziyaret ediyoruz. Daha sonra eski dönem Rus ahşap mimarisinin diğer nadide örnekleri arasında olan eski Rus köy evlerini görecek ve Volga’nın günlük kır yaşantılarına dair bilgiler alacağız.
Kiji Adası, Volga güzergâhının en çok beklenen durağı ve bunun nedeni yalnızca görselliği değil, mimari özgünlüğü. Burada yer alan ahşap kiliseler, özellikle çok kubbeli yapı, çivi kullanılmadan inşa edilmiş olmasıyla teknik açıdan etkileyici. Ada, Rus ahşap mimarisinin sadece estetik bir gelenek değil, aynı zamanda zorlu iklim ve malzeme koşullarına verilmiş mühendislik cevabı olduğunu da gösteriyor. UNESCO koruması altındaki bu miras alanı, kırsal ustalığın ve kolektif hafızanın somut bir örneğini sunuyor.

Kuzeydeki Teb: Goritsi
Goritsi, nehir kıyısındaki manastırları ve küçük yerleşim dokusuyla daha sakin bir karşılaşma sunuyor. Burada manastır yaşamının ritmi, taş duvarların içine gizlenmiş bahçeler, sessiz avlular ve göl kenarındaki yürüyüş patikaları üzerinden hissediliyor. Burası aynı zamanda Sovyet sonrası dönemde kırsal alanların nasıl yeniden tanımlandığını gözlemlemek için de bir saha; manastırlar hem turistik hem de ruhani işlevlerini bir arada yapıyor. Volga'nın en pitoresk kasabalarından biri Goritsi.
Öylesine gözden uzakta ve sadeliğini koruyan bir yer ki, ünlü bir Rus yazar onu Mısır çölüne benzeterek ona "Kuzey Teb" adını vermiş. Rusya’da erken dönem Hristiyanlığın önemli merkezlerinden olan ve bu nedenle birçok manastırın ve keşişin ruhani yaşamını yansıtan bölgede, Goritsi’nin şirin sadeliğine dalıp Orta Çağ atmosferini deneyimlemek kadar keyiflisi yok.
Şimdi Kuzey'in Teb'ini keşfetme vakti. Rusya’da erken dönem Hristiyanlığın önemli merkezlerinden olan ve bu nedenle birçok manastırın ve keşişin ruhani yaşamını yansıtan bölgede, Goritsi’nin şirin sadeliğine dalıp Orta Çağ atmosferini deneyimliyoruz. Ardından Kirilov kasabasına varacak. ve burada bir zamanlar Rusya’nın en büyük manastırı ve en güçlü kalesi olan Kirillo-Belozersky Manastır kompleksini ziyaret edeceğiz.

Votka Tadında Mandrogi:
Mandrogi, yeniden canlandırılmış bir yerleşim yeri ve geleneksel zanaatların, ahşap ev tipolojilerinin sergilendiği bir açık hava atölyesi gibi. Ahşap oymacılığı, tekstil ve geleneksel el sanatları burada yalnızca sergilenmiyor, aynı zamanda yaşayan bir pratik olarak sunuluyor. Bu durum, turizm ve kültürel miras arasındaki gerilimli ama üretken ilişkiyi de gündeme getiriyor yani yerel üretim biçimleri hem korunuyor hem de ziyaretçiye uyarlanıyor.
Aslında Ladoga Gölü’nün kuzey kıyısı, ünlü Rus imparatoru Büyük Petro’nun başkenti yakındaki Baltık Denizi kıyılarına taşımasından bu yana güzelliğini koruyan pek çok köy ve kasabalara ev sahipliği yapıyor ancak bunların başında kuşkusuz Svir Nehri’nin kıyısında kurulu Mandrogi geliyor. Rengârenk yapılarıyla ünlü yemyeşil kasabada yürüyüşe çıkıp, şirin ahşap binalar içinde yer alan hediyelik dükkanlarını ve atölyeleri geziyoruz ve ilginç votka müzesini de ziyaret etmeyi unutmuyoruz.
Volga hattının en ilginç duraklarından biri olan Mandrogi, yalnızca ahşap mimarisi ve zanaat atölyeleriyle değil, aynı zamanda küçük ama karakterli votka müzesiyle de dikkat çekiyor. Bu müze, Rusya’nın ulusal içkisi olan votkanın tarihsel ve kültürel serüvenini, yüzlerce farklı şişe, etiket ve üretim tekniği üzerinden anlatıyor. Sergilenen koleksiyon, Çarlık Rusyası’ndan Sovyet dönemine ve günümüze uzanan geniş bir zaman dilimini kapsıyor; aromalandırılmış votkalardan bölgesel üretimlere kadar çeşitlilik, size bu içkinin yalnızca bir tüketim ürünü değil, aynı zamanda kimlik ve gelenek unsuru olduğunu gösteriyor.
Rus votka kültürü, basit bir içme alışkanlığının ötesinde, ritüellerle çevrili sosyal bir pratik. Geleneksel olarak votka sek içiliyor, çoğu zaman turşu, siyah ekmek veya ringa balığı gibi “zakuska” eşlikçileriyle sunuluyor. Kadeh kaldırma anı, dostluk, anma ya da kutlama gibi anlamlar taşıyor ve çoğu zaman kısa bir konuşmayla (tost) başlıyor. Mandrogi’deki deneyim, bu kültürü yalnızca gözlemlemekle kalmıyor, aynı zamanda tatma seanslarıyla bizleri sürece dahil ediyor; böylece Volga yolculuğu, damakta kalan bir hafızaya da dönüşüyor.

Valaam Takımadaları ve Kaptanın Gala Gecesi:
Valaam Takımadaları ise Volga yolculuğumuzun en atmosferik duraklarından biri. Kuzey ışığının su ve kayalıklar üzerindeki yansıması, sık çam ormanları ve manastır yapılarıyla birleştiğinde güçlü bir ruhani manzara oluşturuyor. Manastır kompleksi, yüzyıllar boyunca inziva, ibadet ve doğayla uyumlu yaşamın merkezi olmuş. Bugün burası, hem inanç yolcuları hem de kültürel gezginler için içe dönük bir durak niteliği taşıyor.
Sonunda Volga nehir yolculuğunun en zarif anlarından birine geliniyor; Gemide düzenlenen kaptanın gala gecesi. Gün batımının nehir üzerindeki altın yansımalarıyla başlayan akşam, şık kıyafetlerimizle salonu doldurmamız ile adeta bir ritüele dönüşüyor. Kaptanın kısa ama samimi konuşması, farklı ülkelerden gelen tüm gezginleri ortak bir deneyimde buluştururken; ardından sunulan yerel lezzetler, canlı müzik ve danslar geceye sıcak bir canlılık katıyor Mürettebat ile yolcular arasındaki mesafenin ortadan kalktığı bu özel gece, Volga boyunca süren yolculuğun söylediğim gibi sadece coğrafi değil, aynı zamanda sosyal ve kültürel bir paylaşım olduğunu hissettiren unutulmaz bir final niteliği taşıyor.
Volga nehir gemileri seferlerine genel olarak Mayıs ayında başlayıp yaz boyu sürdürse de MATİLDA TRAVEL'ın özgün programıyla hazırlanan Volga rotası Beyaz Geceler’e denk Haziran-Temmuz döneminde her yıl tek tarih ve tüm gezilerimizde olduğu gibi en fazla 20, ortalama 12-14 kişilik katılımcı sayısı ile sınırlı. Beyaz geceler döneminde Volga Nehri, zamanın akışını neredeyse askıya alan büyüleyici bir sahne haline geliyor. Güneş ufkun altına tam anlamıyla çekilmiyor ve gece, karanlık yerine yumuşak bir alacakaranlıkla var oluyor. Nehir yüzeyinde süzülen gemiler, bu soluk altın ışığın içinde sessizce ilerlerken kıyılardaki kilise kubbeleri ve orman siluetleri sisli bir tabloyu andırıyor. Gecenin ilerleyen saatlerinde bile gökyüzünde kalan aydınlık, uyku ile uyanıklık arasında asılı kalmış bir his yaratıyor. Volga, bu eşsiz doğa olayı sırasında bir su yolundan ziyade ışıkla yazılmış şiirsel bir manzaraya haline geliyor. Yine söylemeden geçemiyoruz: Seyahat Sanattır. İşte Volga’daki bu an da bunun en zarif örneklerinden biri. Elbette SADECE SEÇKİN MATİLDA GEZGİNLERİ için...

Kolomna Antik Yolu ve Kolomenskoye:
Rusya tarihine yapacağımız eşsiz yolculukta yine geleneğimiz olarak sıra dışı rotaların ve deneyimlerin izini sürmek üzere bu kez Kolomna kasabasına giden antik yola doğru yola çıkıyoruz. Rotamız, Rus çarlarına ait eski bir kraliyet mülkü olan Kolomenskoye. 60'lı yıllarda Moskova'nın bir parçası olan ve 90'lı yıllarda UNESCO tarafından Dünya Mirası olarak ilan edilen yerleşkede Kolomenskoye Tarih ve Mimari Müzesi, ahşap işçiliğinin eşsiz örneklerini sunan Çar Aleksey Mihayloviç'in yazlık ahşap sarayı, beyaz taştan yapılan Meryem’in Göğe Kabulü Kilisesi göreceğimiz yerler arasında.
Beyaz Gecelerde Bitmeyen Geziler: St. Petersburg & Ermitaj & Puşkin Kasabası
Gemiden ayrılıp özel aracımız ile yapacağımız St. Petersburg şehir turunda; Alexandr Nevski Manastırı, Nevski Prospekt, Kont Strogonof Sarayı, Saray Meydanı, Kışlık Saray, St. Isaac Katedrali, Smolnıy Manastırı, Aniçkov Sarayı ve Köprüsü, 2. Alexandr Kan Kilisesi göreceğimiz yerler arasında. Gezimiz Rusya’nın yaşayan efsanesi Ermitaj Müzesi ile devam ediyor. Nadide sanat koleksiyonu ve etkileyici Barok mimarisi ile dünyanın en eski müzelerinden Ermitaj’da yapacağımız tur sonrası adını ünlü Rus şairden alan Puşkin kasabasına yol alıyor ve Rus çarlarının yazlık ikametgahı Katerina Sarayı’nı ziyaret ediyoruz.
Başkent Moskova'da Günler ve Geceler:
Dünya tarihine damga vuran meydanlar ve şüphesiz Rusya'nın en ikonik yapıları bizleri bekliyor. Neler yok ki bunlar arasında. Meşhur Kızıl Meydan, masalsı mimarisiyle Aziz Vasili Katedrali, Leningrad caddesi, Tverskaya Caddesi, Parlamento Binası, Bolşoy Tiyatrosu, Lubyanka Meydanı, KGB Binası, Kurtarıcı İsa Kilisesi ve Meclis Binası bunlardan birkaçı Rus tarihinde önemli rol oynamış kişilerin gömüldüğü ve Çehov, Gogol, Yeltsin, Kruşçev, Gorbaçov gibi isimlerle birlikte büyük şairimiz Nazım Hikmet’in de mezarının bulunduğu Novodeviçi kabristanını da ziyaret etmeyi unutmuyoruz.
Moskova’yı keşfetmeye devam ediyoruz. Şehrin tam merkezinde bulunan, tarih boyunca Rus çarlarına ve SSCB liderlerine ev sahipliği yapan, günümüzde içinde Devlet Başkanı Putin’in çalışma ofisinin de bulunduğu Kremlin özel kompleksini ziyaret ediyoruz. Dünyanın en büyük topu, hiçbir zaman çalınmamış Çarlar Çanı (dünyanın en büyük çanı), çarların taç giyme töreninin yapıldığı Göğe Yükseliş Katedrali burada göreceklerimiz arasında. Kremlin gezisi sonrası her bir istasyonu bir müze niteliğinde olan Moskova Metrosu’nu gezecek ve Rus entelektüellerinin sanat dokuması ünlü Arbat sokağını adımlayacağız.
Volga yolculuğu, yalnızca görülecek yerlerin toplamı değil; yavaş seyahatin sağladığı düşünme zamanı, kırsal mimarinin çok yönlü anlamları ve Rusya’nın kültürel coğrafyasının su yollarıyla kurduğu ilişkiyi anlamak için cazibeli bir çerçeve sunuyor. Akademik ilgiyle gezenler için Rusya tarihçisi rehberimizin yanında yerleşim morfolojisi, mimari tipolojiler ve kültürel süreklilikler dikkat çekici olurken; butik Matilda gezginleri için zanaat, doğa ve gündelik yaşamın ritmi kalıcı bir iz bırakıyor. Volga üzerinde ilerleyen bir gemide geçirilen günler, mekânın yalnızca görülmediği, aynı zamanda yavaşça çözümlendiği bir deneyim yaratıyor.
Kış zamanı donmuş Baykal ve Sibirya’nın gizemi.. Dünyanın en derin gölünü buz tutmuş halde hovercraft araçlarla geçiş.. Sibirya kurtlarıyla taygada safari.. SADECE MATİLDA’DA mistik bir ritüel: Buryatya şaman ayini.. Esrarengiz Olkhon adası ve Sibirya efsaneleri.. Buryat köyleri ve bozkırda Türk-Moğol kültürü.. Baykal buzulları ve baş döndüren Khoboy Burnu.. Circum Baykal Tren Yolu ve tarihi Trans Sibirya hattı.. Donmuş yüzeyde kar motorları heyecanı.. Ogoi ve eski Budist gelenekleri.. Alışılmışın dışında bir Sibirya..
TÜRKİYE’DEN İLK DEFA ve SADECE MATİLDA’DA Çar Büyük Petro’nun sarayında konaklama ve Tolstoy, Puşkin, Çehov ve Gorki’nin uğrak yeri tarihi restoranda çarlık gurmesi.. Çar sofrasından Kamçatka yengeci çorbası ve şampanyalı Sibirya nehri Çuha balığı.. Kızıl Meydan ve Moskova.. St.Petersburg’da beyaz geceler.. Yaşayan efsane Ermitaj Müzesi.. Nazım Hikmet’ten Çaykovski’ye kültür ve sanat.. Rasputin’in izinde Yusupov Sarayı.. Petro ve Pavel kalesi.. Tarihin mimariye büründüğü sırlarla dolu Çarlık Rusyası..
TRANS-SİBİRYA EKSPRESİ MATİLDA TRAVEL ÖZEL SEFERİ İLE kış zamanı gerçek bir Sibirya deneyimi.. Yeni yıl ve kış boyunca Baykal Gölü kıyısında şale keyfi.. Dünyanın üçte birini keşfedeceğimiz unutulmaz bir seyahat.. Sibirya kurtları ile donmuş sularda kızak macerası.. Saklı Sovyet tarihi ve Çarlık Rusya’nın izleri.. Uçsuz bucaksız stepler, Yenisey Nehri ve ahşap evlerle süslü kasabalar.. Karlar arasından geçen gerçek kızıl yıldızlı ekspres.. Rusya’dan Tataristan’a, Ural dağlarından donmuş Baykal gölüne destansı yolculuk..