Dahil Olan Hizmetler
Programda belirtilen destinasyonlar arasındaki gidiş dönüş tramvay biletleri
Tarihi Kemeraltı Çarşısında Michelin tavsiyeli mekânda öğle yemeği
Tarihi Rum köşkünde gurme akşam yemeği ve kraft bira tadımı
Hanımeli Gurmesi I
Şevketi Bostan + Boşnak Böreği + Zeytinyağlı Sarma + Balparmak Tatlısı / Türk Çayı
Hanımeli Gurmesi II
3 çeşit kraft bira tadımı ve 3 çeşit eşlikçi aperatif
(Karides Cipsi Üzeri Kalamar ve Brisket Et & Enginarlı ve Ricotta Peynirli Bruschetta & Bitter Çikolatalı ve Tuzlu Karamel Mousse)
İzmir’in Kadınları I (Müzeyyen Senar’dan Sezen Aksu’ya Fuar Gazinoları)
İzmir’in Kadınları II (Uşakizade Köşkleri ve Latife Hanımın Öyküsü)
İzmir’in Kadınları III (Türkiye'nin İlk Kadın Ortodontisti Ayşe Mayda’nın Evi)
İzmir’in Kadınları IV (İzmir’in İlk Bira Üreticisi Levanten Madamın Hikayesi)
İzmir’in Kadınları V (Türkiye’nin İlk Kadın Müzesi)
İzmir’in Kadınları VI (Gazi Kadınlar Sokağı ve Zübeyde Hanım Anıtı)
İzmir’in Kadınları VII (Kızlarağası Hanında Kahve Sohbeti)
Programda belirtilen tüm müze ve ören yeri giriş ücretleri
Matilda Travel profesyonel Türkçe rehberlik hizmeti
Tüm rehber masrafları
Rehber ve etkinlik bahşişleri (Gezimizde bahşiş toplanmıyor)
Dahil Olmayan Hizmetler
Programda belirtilmeyen tüm gezi ve ziyaretler
Programda belirtilmeyen tüm yeme-içme ücretleri
Kişisel harcamalar
GEZİ İÇERİĞİ VE AYRICALIKLARI
Alman bir seyyah ve yazar olan Hans Bart, “Irkların Babil kaosundan meydana gelen, badem gözlüsünden, kara çarşaflı odalığına ve 'a la brebis' kuaförü işveli Levanten’ine kadar Havva'nın bütün bu kızları” diye tarif etmiştir İzmir kadınını. Başöğretmen Atatürk’ün de bizzat ders verdiği İzmir Kız Lisesi’nin öğrenci sıralarından geçen Sezen Aksu ise “Savaşta da aşkta da esaslıdır kadın duruşları” diye söylemişti İzmir’in kızları için. Bu tanıklıklar, bir rivayeti gerçek kılıyor olmalıydı. Bakışı çıralar yakan, bir sözü aman dileten bu kadınlar, gerçekten Amazonların torunları mıydı?
İzmir, sırlarla dolu Doğu güneşini Batıda bir kadın şefkatiyle sarmalayıp denize bırakan, melez bir Tanrıçadır. Bir anlatıya göre topraklarına gelen İskitler gibi göçebe savaşçıların cesur kadınlarıyla tanışan Yunan halkının onları şaşkınlıkla karşılayıp amazon mitlerine dönüştürdüğü ve amazon kraliçesi Symrna’nın adının verildiği bir kadın kentidir. Tüm zincirlerinden kurtulmuş, cehalet peçesini yırtmış, hayatı pahasına savaşmış kadınların, fırtına terbiyecilerinin şehridir İzmir. Bu şehrin meydanlarını, 1828 yılında ekmek fiyatlarına yapılan zam ücretini protesto etmek için çocuklarıyla birlikte dışarı çıkan ve günlerce süren eylemleriyle zam kararını geri çektiren cesur kadınlar doldurur. Bu şehrin evleri, Paris Sorbonne Üniversitesi'ndeki eğitimini yarıda bırakıp milli mücadeleye destek vermek için memleketine dönen ve Gazi Mustafa Kemal Paşa’ya kapılarını açan Latife Hanımın ışığıyla aydınlanır. Bu şehir, Frenk mahallesindeki Levanten kadınların kahkahalarıyla, Havra Sokağındaki Yahudi kadınların dayanışmasıyla, Ermeni sokaklarındaki kadınların emeğiyle ve Türk kadınlarının fedakâr mücadelesiyle hayat bulmuştur. Biz de tüm dünya ile aynı günde, kıymetli kadın misafirlerimizi İzmir’in meydanlarına davet ediyor ve kendini hatırlayacak bu özel günü armağan etmeyi diliyoruz.
İzmir Fuarı Sahneleri ve Işığa Yürüyen Kadınlar…
İzmir Fuarı’nın 1950’lerden bugüne uzanan gazino sahnelerinde, yalnızca şarkılar değil, bir toplumun dönüşüm hikâyesi yankılanmıştır; Ajda Pekkan’ın sahneleri dolduran cesur modernliği, Emel Sayın’ın zarif sesi, Fatma Girik’in asi duruşu, Bülent Ersoy’un sınırları zorlayan var oluş mücadelesi ve Sezen Aksu’nun kuşakları birleştiren sözleri, bu sahnelerde Türk kadınının hem estetik hem de toplumsal hafızasını inşa etmiştir. Bu turda biz, alkışların ardında kalmış ışıkları takip ediyor; İzmir Fuarı’nın gazinolarında sahne alan bu güçlü kadınların izinde yürüyerek, baskılara direnen, kalıpları kıran ve sesiyle ve yeteneğiyle olduğu kadar varlığıyla da toplumu dönüştüren kadın sanatçıları, kentin belleğinde yeniden hatırlıyoruz.
Uşakizade Köşklerinde Bir Cumhuriyet Kadını…
Uşakizade Köşkleri, bir aile tarihiyle birlikte genç Cumhuriyet’in en yalnız ve en suskun kadınlarından birinin hikâyesini de saklar; Latife Hanım, İzmir’de doğmuş, Avrupa’da eğitim almış, çok dilli, entelektüel ve cesur bir kadın olarak ve Atatürk ile evlenip modern Türkiye’nin ilk “first lady”si olmuş, ancak kısa süren evliliğinin ardından kamusal hayattan silinerek ömrünü sessizlik içinde tamamlamıştır. Bu turda biz, resmî tarih kitaplarının satır aralarında kalmış bir hayatın izini sürüyor; Latife Hanım’ı yalnızca bir liderin eşi olarak değil, kendi başına bir cumhuriyet kadını, bir zihniyet devriminin görünmeyen yüzü olarak, Uşakizade Köşkleri’nin odalarında yeniden hatırlıyoruz.
Bir Şehrin Kadın Hafızası…
Türkiye’nin fiziksel ve özellikle de tarihi bir mekandaki ilk kadın müzesi olma özelliğini taşıyan İzmir Kadın Müzesi’nde Anadolu kadın mirasını inceliyor, ataerkil bir tarih yazımının içinde şeffaf bir sayfa gibi beliren kadınların görünürlüğüne tanık oluyoruz.
Ayşe Mayda Evi…
Türkiye'nin ilk kadın ortodontisti olma unvanını gururla taşıyan ve şehrin modernleşmesine öncülük eden Ayşe Mayda’nın köşkünü ziyaret ediyor, 1895-1907 yıllarında valilik yapan Kâmil Paşa tarafından oğlu Sait Paşa için, Saat Kulesi’nin mimarı olarak bilinen Raymond Charles Pere’ye yaptırılan, Safiye Ayla’dan Irak Kralına birçok önemli ismi ağırlamış olan köşkte adımlarken cumhuriyetin kazanımlarını Mayda’nın baktığı yerden tekrar görme fırsatı yakalıyoruz.
Levanten Madam’ın Biraları ve Kahkaha Dolu Punta Sokakları…
Gün sonunda tarihi bir Rum konağına misafir oluyor, 1845 yılında İzmir’in Punta bölgesinde kendi el yapımı birasını porselen şişelere doldurarak sunan ve bu cesur girişimleriyle şehrin ilk bira üreticisi olma ayrıcalığını kazanan İzmir Levanten’i bir kadının hikayesini dinleyip, evin kraft biralarını tadarken neşesi ve kahkaha sesleri eksik olmayan eski Punta semtinin ve Frenk mahallesinin geçmiş hatıraları arasına karışıyoruz.
Son olarak Gazi Kadınlar Sokağı’nda adımlayıp Türk milletinin annesi olarak kabul ettiğimiz Zübeyde Hanım’ın anıtında, bir ülkenin kaderini yeri geldiğinde metanetle ve sessizce yeri geldiğinde cesurca savaşarak ileriye taşıyan, ortak bir kültürün devamı için ilk bayrak tesliminin yapıldığı ve bir toplumun ilk kez dönüşmeye başladığı evlerin ocağındaki ateşin koruyucusu olan ya da tek başına kendi yolunu yaratıp insanlığa kanat olan bütün kadınlarımızı anıyoruz.